Türkali Köyü            [Anasayfa]    [Genel]    [Köy]    [Tarih]    [Kültür]    [Ziyaretci Defteri]    [Forum]    [Linkler]    [Chat]


Alevi-Tahtacılarda Müziğin İşlevi

Ayten Kaplan

Bu yazı, Alevi-Türkmen-Tahtacı kültüründe müziğin işlevini açıklamaya yöneliktir.

Yaşamımızda sözlü müzik yapıtlarının, davranışı düzenleme gücü ve etkisine karşın olarak; davranışın da müzik yapıtlarını düzenleme gücü ve etkisinin varlığını ortaya koymaktadır. Bir kültürde sözlü müzik ve sistem arasındaki denge ile dengesizliği çözümleme çalışmaları; temel felsefeyi, ses sistemini ve toplumun dil örgüsünü kavrayarak, yaşatma olanaklarını sağlayacaktır.

Kültür ↔ Müzik ilişkisi; insanın müziği tarihsel süreç içinde nasıl düzenlediği; nasıl yarattığı; nasıl algıladığı; nasıl davrandığı; dizileri nasıl işlediği; denge ile dengesizliğin etkisini belirleyebilecektir.

Türkülerle gömün beni

Samahlarla salın beni

diye vasiyet eden Alevilerde; sözlü müziğin ağırlıklı bir işlevi vardır. Yaşam biçimini, felsefesini ve ilkelerini benimseten; disiplin sağlayan bir araçtır. Cem, ölüm, Muharrem, hıdrellez gibi toplantılarda söylenen taşlama, ağıt, deyiş, nefes gibi eserlerde sözlü müziğin gücünü görebiliriz.

“Alevi-Bektaşi Müziği”, “Anadolu halkının dindışı müziği”, “Gizli Türk Halk Musikisi”, “Dinsel Tören Müziği” gibi hatalı adlandırmalar, müzik hakkında doyurucu bilgi vermeyen yanılgılara sürükleyebilmektedir.

Alevi kültürünün sözlü müziğinde, düvazimam, deyiş, miraçlama, mersiye, semah, nefes akla gelmektedir. Oysa bir kısmı müzikte kurulan semah oyununu ifade etmektedir. Ezgileri, hem davranışı oluşturmak hem de davranışı durdurmak gibi bir karakter taşır. Sözler, kuşkusuz birer simge olarak kullanılmaktadır. Sözlü müzik, tarihi olaylarla uygulamaları aktarma, öğretme ve bilinçlendirme ilkeleri benimsetmek için bir araçtır. Ezgi ve tartımsal yapı / tartımsal buyruk’un etkileme gücüyle ilke ve simgeleri beyne işlemektedir.

Sözün anlamı; oyun, söz ve müzik bütünleşmesiyle gizli bir anlatımda karşımıza çıkmaktadır. Öz anlam, Alevi-Türkmen-Tahtacı ilke ve simgelerini bilmekle kavranabilecektir.

Sekahün şerbetin ezip içtiler

Mest olup cümlesi serden geçtiler

Şah Hüseyin’im deyip hep ağlaştılar

İçip ol şerbeti mestane geldim “

Hatayi

dizeleri, Kırklar Meclisi'ni bilmeyen için bir anlam ifade etmez... Kırklar Meclisi, Peygamberin benlik duygusunu aşarak, Kırkların arasına girip; duaya durup, bir üzüm tanesini ezip serçeşme suyu ile karıştırarak Kırklarla birlikte içip, mest olup semah dönmelerini anlatmaktadır.

Musahip musahiple ayrı işledir kârı

Şıh sofu süreğinde yoktur yeri

Onlara lânet etti şıhların Pir’i

Buyurdu Muhammed böyledir Ali

 

Musahip musahiple nice bozula

Onların defterlerine günah yazıla

Balı gitmiş arı gibi sızlaya

Buyurdu Muhammed böyledir Ali

Hatayi

dizeleri, musahipliği bilmeyen biri için anlaşılmaz olabilecektir.

Yaşamları boyunca herhangi birisinin ölmesi durumunda bile maddi ve manevi açıdan tam bir dayanışma içinde olma sözü veren iki çifte musahip denir. Yol kardeşliği adı da verilir.

Alevi felsefesinin temel ilkelerinden olan “Eline-diline-beline sahip ol” ilkesini şu dizelerde görebiliriz:

Sofu bilir sofunun halinden

Girsem bahçesine dersem gülünden

Sofuya ölüm yoktur amma

Ya elinden ya belinden ya dilinden

Hatayi

Bu kültürde "Kadın’ın" önemli bir yeri vardır.

tahtacilar.com